Eki 25

Bir süredir -benim pek farkedemediğim- bir uyku sorunum mevcuttu. “Farkedemediğim” diyorum çünkü neredeyse hiç bir belirtisini hissetmiyordum. Gün içinde halsizlik, uyuya kalma, hatırlama güçlüğü vs vs hiç biri yoktu.. Bir tek eşim geceleri biraz horladığımı söylerdi.

Geceleri çok geç yatıyorum, günün / akşamın karmaşasından uzak, kendimle başbaşa kalabildiğim, kafamı toplayıp hayatıma yön verebildiğim -uykumdan yediğim- değerli anlar. Geç yattığım için de aslında yatar yatmaz uyuyorum. Bu yüzden “birşey hissetmemem doğal” diye düşünüyorum.

Aslında bir kaç kez kendimi horlarken yakalamıştım. Hiç size de oldumu bilmiyorum; hani uykuya dalma anında uyanırsınız ya, işte tam o anda, hani uykunuz hafiftir; en ufak gürültüde uyanırsınız. Bu halde bir kaç kez kendi horlama sesime uyanmış ama çok önem vermemiş uyumaya devam etmiştim.

Hayatın Kaynaklarından: Oksijen

İşte ben böyle geceleri mütemadiyen horlarken, eşimin bazı sağlık kontrolleri sırasında burnunda deviasyon olduğu ortaya çıktı. Doktorun verdiği bilgiye göre solunum yollarındaki -özellikle burunda- engeller, gece uyku esnasında aldığımız oksijen miktarını düşürüyor ve doğal olarak organlarımıza giden oksijen az olduğu için organlarımız zamanından önce yaşlanıyorlar. Biz hiç birşey farketmesek bile bu şekilde daha erken yaşlanmış oluyoruz. Bir çoğunuz duymuşsunuzdur. Doğru nefes alma teknikleri bir çok doktorun hatırlattığı bir konu. Yoğa gibi öğretilerde ise işin temeli doğru nefes ile bütün organlara maksimum oksijen göndermekle başlıyor.

Sonuç olarak eşim deviasyon ameliyatı olmaya karar verdi. Yapılan tetkikler sonucu burun içindeki etlerin radyo dalgaları ile küçültülmesi kararı alındı.  Ve ameliyat gerçekleşti. Bu konu ile bu kadar içli dışlı olunca ben de defalarca gittiğimiz doktora muayene olma ihtiyacı hissettim. Bir süredir devam eden sinüzit problemim ile birlikte bende de ufak bir deviasyon olduğu ortaya çıktı. Ve ardından tetkikler, burun tomografileri ve uyku testi geldi.

Uyku Testi

Uyku Merkezindeİçlerinde en önemlisi uyku testi idi. Levent’te bir uyku merkezinde test yaptırmaya karar verdik. Çantalar hazırlandı ve bendeniz uyku merkezinin yolunu tuttum. Merkeze randevu alıp akşam 22:30 gibi gitmek gerekiyor. İlk başta kaydınızı alıp bir takım sorular soruyorlar. Yaklaşık 20-25 sorudan oluşan bu anketi tamamladıktan sonra odanıza çıkıyorsunuz ve gece kıyafetlerinizi (pijama/eşofman, artık nasıl rahatsanız) giyiyorsunuz. Özel bir yapıştırıcı kullanılarak -çoğu kafanızda olmak üzere- vücudunuzun bir çok noktasına elektrotlar yerleştiriliyor. Sonra uyku saatine kadar dinlenme odasına geçiyorsunuz. Bu sırada üzerinizdeki bütün elektrotların kabloları toplanarak yele görüntüsünde boynunuza sarılıyor. Bu elektrotlarla görünen haliniz hakkında pek çok espri yapmak mümkün. En çok sevdiğim “beynime filmleri, dizileri upload ettiğim” ile ilgili olanıydı..

Gece saat 12:00 gibi artık yatağa giriyorsunuz, yataklar ultra rahat dememe gerek yok herhalde. Bu noktadan sonra elektrot kablolarının cihazlara bağlanması başlıyor. Her bir kablo özenle doğru uca sabitleniyor ve nefes alışınızı da izlemek üzere burun deliklerinize ufak mikrofonlar yerleştiriliyor. Bütün kablo bağlantıları bittikten sonra uyku esnasında dönmeniz ve kabloları koparmanız riskine karşın da kablolar vucudunuza sabitleniyor. Nabız ölçümü için parmağınıza takılan mandalı da unutmamak lazım. Üzerinizde bu kadar takılı kablo varken gece uyanır da tuvalete gitmek isterseniz haliniz nice olur düşünmek istemiyorum. Allah’tan benim öyle bir sıkıntım olmadı. Ama eğer olursa görevlileri çağırmanız yeterli oluyor. Onlar gerekeni yaparak sizi rahata erdiriyorlar.

Görevlilerden bahsetmişken, uyku merkezinde siz mışıl mışıl uyurken görevli arkadaşlarımız sabaha kadar nöbet tutuyorlar. Bütün odalarda bulunan kamera sistemi yardımıyla yataktaki hareketlerinizi izliyorlar. Vucudunuza takılan bütün elektrotlardan gelen sinyaller ve video görüntüleri bilgisayar bağlantısı sayesinde eş zamanlı olarak kayıt ediliyor. Hangi dakikada uykunun hangi evresindesiniz, ne zaman rüya görmeye başladınız, rüyanız ne zaman bitti, ne zaman REM’e (en derin uyku süreci) girdiniz hepsi dakika dakika kayıtlı. Diğer uyku merkezlerinin uygulamasını bilemiyorum ama benim gittiğim merkez hemen ertesi gün bu raporları dosyalayıp bana vermişti.

Uyku merkezindeki o gece tabiri caizse deliksiz bir uyku çektim. Sabah zorla uyandırdılar nerdeyse 🙂 Gece yatağa yattıktan sonra 7 dakika içinde uyumuşum. Rapor detayları doktorumda olduğu için kesin verileri yazamıyorum. Hatırladığım kadarı ile 28 apne, 126 hipopne tespit edildi.

Uyku Merkezinden Görüntüler

Apne vs Hipopne

Uyku apnesi; apne, uyku sırasında ağızdan ve burundan nefes alışınızın 10 saniyeden fazla süreyle tamamen durması anlamına geliyor. Hipopne ise yine 10 saniyelik süreçte nefes alışın %50’nin altına düşmesi demek oluyor. Bendeki en belirgin sorun apne sayısının az olması ile birlikte nefessiz geçen sürenin yüksek olması idi. Ortalama 120sn civarlarında nefessiz kalmak iyi birşey olmasa gerek. Bu nedenle doktorumla birlikte test sonucunda bir operasyona gitme kararı aldık.

Uyku merkezindeki misafirliğimiz sabah alınan güzel bir duş ve ardından yapılan harika bir kahvaltı ile sona erdi. Uyku merkezindeki hizmet ve kalite için tam anlamıyla 10 numara diyebilirim. Ben gayet memnun ayrıldım. Çalışanların güleryüzlülüğünden tutun verdikleri detaylı bilgilere kadar herşey mükemmeldi. Benimle o gece teste giren iki kişi daha biliyorum. Kahvaltı esnasında birisi ile sohbet etme imkanım oldu. O da durumundan memnun görünüyordu.

Uyku merkezinden ayrılıp direk olarak işe gittim. Ve ertesi gün sonuçları almak üzere tekrar uyku merkezini ziyaret ettim. Beni karşılayan merkezin güler yüzlü doktoru biraz oturup sohbet ettikten sonra küçük dilimi görmek istedi. Ve incelemesi bittiği zaman kendi deyimi ile “Dehşete düştüğünü” söyledi. Monitöründeki “piercing takılmış küçük dil” bulunan wallpaper’ı gösterek “sizinki bundan bile büyük neredeyse” dedi. “Evelallah” diyecek oldum.. ama sustum 🙂

Wallpaper’dakine benzer fotoğraflar buldum ama buraya koymaya elim varmadı. Çok merak eden “piercing uvula” kelimeleri ile google’da aratıp inceleyebilirler 🙂

Ameliyat

Sonuçları KBB doktorumla incelediğimizde, bütün bu uğraşlar sonucu küçük dilimin uyku esnasında geriye doğru düşüp solunum yolunu kapattığı ve horlamaya neden olduğu, arkasından da apne ve hipopne’lerin oluştuğu kanısında netleştik. Şimdi sıra yapılacak operasyona gelmişti. İkinci bir burun tomografisi ile sinüzit sorunumun kronik olduğu konusunda da emin olduktan sonra üçlü bir ameliyata karar verildi.

  • Sinüs kapakları genişletilecek
  • Burun içi etler küçültülecek
  • Küçük dil kesilecek!

Yapılacak işlem belliydi, geriye ameliyat günü almak ve kendimi hazırlamak kaldı.

Sayılı Günler Çabuk Geçer

Geçti de, izinler, ameliyat öncesi tahliller (hastane bu konuda işi sıkı tutuyor, narkoz almadan olabilecek bütün problemleri önceden tespit etmeye çalışıyorlar) derken ameliyat günü geldi çattı.

Sabahın 7’sinde eşimle hastaneye vardık. Hasta kabuldeki beyefendiler (gayet ciddi söylüyorum, tam birer beyefendiler) işlemlerimizi yıldırım hızında tamamlayıp odamıza gönderdiler. Odada kısa bir bekleyişin ardından kola damardan kateter takılması, ameliyat kıyafetlerinin giyilmesi ve yatakta ameliyathaneye gidiş. Kat asansörü girişinde eşimi egale ettiler ve odaya gönderdiler, aşağı yanlız indim.

Kendimi bir acayip hissediyorum tohtur beyyy

AmeliyatAmeliyathane girişi acil servis gibi perdelerle ayrılmış birçok bölümden oluşuyor. Ortalıkta koşuşan hemşireler, doktorlar, ister istemez içinizi bir heyecan alıyor. Uyuyup ta uyanamama düşüncesi, film şeritleri, dualar.. Sonra birileri geliyor imzanızı alıyor, sonra tanıdık bir yüz, doktorunuzu görüyorsunuz, size yapılacak işlemleri tekrar anlatıp bir imza da o alıyor. O anda çaresizsiniz, eliniz kolunuz bağlı, sadece olanları izliyorsunuz, bir hemşire geliyor, güleryüzlü, aslında hepsi güleryüzlü, yaptıkları işten emin, kendinizi zaten teslim etmişsiniz, içiniz rahatlıyor biraz daha sadece.. Hemşire kateterden şırınga ile vucudunuza birşeyler enjekte ediyor. Ve fısıldıyor “biraz başınız dönebilir” diye. “ee dönmedi” derken bir hafiflik……. sonrası yok..

Ameliyat bitti siz hala uyanamadınız..

Bu kelimelerle uyandım ameliyathane çıkışı, artık beni ayıltmak için ne kadar uğraştılarsa.. Odama getirilme sürecini hatırlamıyorum.. Sadece yatağıma alınırken “insanlara zahmet vermeme” güdüsüyle “ben kendim geçerim” dedim, “biraz ağırımdır da” diye de ekledim uykulu bir sesle.. Birinin “kaç kilosunki?” diye sorduğunu hatırlıyorum.. “87” dedim, demekki aklım yerinde.. Ve dediğim gibi kendim geçtim yatağıma. Yazık adamlara sedyeden yatağa taşıyacaklar boşuna. Sonra uyumaya devam ettim sanırım bir süre, hatırlayamıyorum..

Bir saat 15 dakika sürmüş ameliyat. Yavaş yavaş kendime geldim, öyle hemen ayağa kalkmak yasak, zaten kalkacak haliniz de pek yok. Narkoz etkisinde uykulu / uyanık bir halde geçti zaman. Sağ gözümde hafif batma hissediyordum sürekli. Doktorum gelip bilgi verdi ve gözümdeki batmanın ameliyat sırasında yüze sürülen antiseptik maddeden olabileceğini söyledi. Tedaviye göz damlasını da ekledi, sağ gözüm iyice kızarmıştı.. Ve ilaçları kullanmaya başladım. Tabii ilaçları kullanabilmek için birşeyler de yemek gerekiyordu. Öğle vakti yemeğimiz geldi, patates püresi + sebze püresi biraz da komposto.

Küçük dilin kesildi gitti, kolay mı loklamaları yemek

Gülümseyen HemşirelerDeğil tabiiki, hala yutkunurken acı hissediyorum. Kolay olacağını kimse söylememişti tabi. Katlanacağız mecburen. Bir ara ff’deki ameliyat post’umu bulup “I’m back” yazdığımı hatırlıyorum. Sonrasında yine uyuklamalar.. Hemşireler sağolsunlar gayet iyi baktılar, eşim zaten sürekli yanımda. Akşama doğru iyice kendime gelmiştim. Akşam yemeği geldiğinde yine hayal kırıklığına uğradım, öğlen yemeğinin aynısı idi. O anda kafama dank etti, bir hafta kadar püreye taliptim.

Aslanım

Okul çıkışı aslanım ziyaretime geldi anane ve babanne’si ile. Bir ay önceki annesinin ameliyatından dolayı daha tecrübeli idi artık. Hemen yatağa, yanıma çıkıp yatağın indirme/kaldırma düğmeleri ile oynamaya başladı. Bir süre vakit geçirip eve döndüler. Allah’tan bu sefer olayı çok ajite etmeden hastaneden ayrılabildi.

Gündüz sürekli uyumanın etkisi ile gece ancak 02:00 gibi uyuyabildim, uykum ise çok hafifti, hatta hemşirenin sabah 06:00’daki gelişine bile uyandım. Hemşireler nöbetleşe her iki saatte bir burnumu temizlemek için Sterimar spray sıkıyor ve ilaçlarımı getiriyorlardı. Bunun üstüne bir de oluşan pıhtılaşmaları ve kirlenen bandajları değiştiriyorlardı.

İlk kahvaltı

Ertesi gün erkenden gelen kahvaltıya adeta saldırmışım. Küçük dilimin kesildiğini ve yara olduğunu unutup ekmekleri bir güzel götürdüm. Haliyle biraz tahriş etti yaralı yerleri. Ardından tekerlekli sandalye ile doktorun odasına götürüldüm ve doktorum burun içinde genel bir temizlik yaptı. Çıkanları yazmak istemiyorum 🙂

Ey Özgürlük!

Ardından hastaneden çıkış işlemleri, ilaçlar ve kullanımı hakkında detaylı bilgilendirme, ilaçların kullanacağım gün ve sayı kadar tane tane paket içinde teslimi, raporlar, imzalar ve özgürlük!

Şu anda ameliyatın üstünden 3 gün geçti, narkozun etkilerini hala hafif olarak hissediyorum sanırım. Boğazım her yutkunduğumda acıyor. Sadece püre ve benzeri yumuşak şeyleri yiyebiliyorum. Sabah kahvaltılarımı süte Cici Bebe bisküvisi ezerek yapıyorum. Bebekler gibiyim, evden pek çıkmıyorum, araba kullanmaya tırsıp evde kaldığım şu saatlerde artık bu yazıyı yazmam gerektiğini düşündüm. Burnum genel olarak iyi. Sinus Rinse isimli ilaçlı suyla günde iki kez temizlik yapıyorum. Her sabah kan tükürmek pek hoş olmasa da bir süre sonra geçeceğini bilmek insanı bir nebze de olsa rahatlatıyor. Mümkün olduğunda ani hareketlerden ve tansiyonumu yükseltecek şeylerden uzak durmaya çalışıyorum. Sakin meditasyon müzikleri çınlıyor evimde. Hazır evde kimse yokken ben de biraz meditasyon yapsam iyi olacak.

Finito..

AliAltanSaka 25.10.2009

Share on FriendFeed

30 Comments

One Response to “Bir ameliyat’ın ardından..”

  1. Okunası Blog Yazıları – 2 | arman acar Says:

    […] Ali Altan Saka – Bir ameliyat’ın ardından.. Bir süredir -benim pek farkedemediğim- bir uyku sorunum mevcuttu. “Farkedemediğim” diyorum çünki neredeyse hiç bir belirtisini hissetmiyordum. Gün içinde halsizlik, uyuya kalma, hatırlama güçlüğü vs vs hiç biri yoktu.. Bir tek eşim geceleri biraz horladığımı söylerdi. […]

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.

Additional comments powered by BackType